
FEMOFLOR® NEDİR? NEDEN GEREKLİDİR?Kadınlarda Genital İnfeksiyonlar Çeşitli Nedenlerle Ortaya ÇıkabilmektedirKadınlarda, genellikle rahatsız edici düzeyde kaşıntı, yanma hissi ve akıntı görülmesi gibi belirtilerle ortaya çıkabilen genital infeksiyonlar, sık görülen bir durumdur. Olguların çoğunda belirtiler, normal florada bulunan laktobasillerin ve fırsatçı mikroorganizmaların sayılarındaki ve oranlarındaki değişim sonucu ortaya çıkabilmektedir. Bu duruma disbiosis denilmektedir.Kültür Gibi Geleneksel Yöntemler Tanıda Yeterli OlmamaktadırBilinen geleneksel yöntemler (mikroskopi, kültür, klasik PCR) ürogenital mikrobiyotadaki değişimin belirlenmesinde ve cinsel yolla bulaşan hastalık etkenlerinin tanısında yeterli olmamaktadır. Tanının gecikmesi ise hastaların yaşam kalitesini düşürmekte, hamilelerde intrauterin infeksiyonlara neden olmakta, abortus ve erken doğum riskini arttırmaktadır. Ayrıca bu tür infeksiyonlar, infertilite (kısırlık) ve diğer üreme sorunlarına neden olabilmektedir.Femoflor® Testleri Gerçek Bir Atılım NiteliğindedirGenital infeksiyonlarının tanısında gerçek atılım, Femoflor® testleriyle başarılmış durumdadır.İki tür Femoflor® testi bulunmaktadır.Femoflor® Mikrobiyota Testi ile, tüm kadınlarda genital sistemin hemen hemen bütün mikrobiyolojik etkenleri ortaya konulmakta ve Kadın-Doğum, Üroloji, İnfeksiyon Hastalıkları ve İnfertilite uzmanlarına geniş, hızlı ve güvenilir bilgiler sunulmaktadır.Femoflor Mikrobiyota Testi, infeksiyonların tanısında kullanılan en kapsamlı bilgi verici, doğru ve hızlı sonuç veren bir Real-Time PCR testidir.Femoflor® Cinsel Bulaş Tarama Testi (Femoflor Screen) ise, şüpheli cinsel temas durumlarında kullanılan, hemen hemen bu tür durumlarda dışarıdan bulaşabilecek önemli bakteri, mantar, parazit ve virüslerin tamamını miktarlarıyla birlikte kapsamlı şekilde ortaya koyan hızlı ve güvenilir bir Real-Time PCR testidir. Test, tamamiyle, cinsel yolla bulaşan etkenlerin tanısına özel olarak tasarlanmıştır.Femoflor® Testlerini Kimler Yaptırmalıdır?Kaşıntı, yanma, akıntı gibi inflamasyon belirtileri olan bireylerHamile kalmayı planlayan ve jinekolojik müdahaleler düşünülen kişilerİnfertilite (kısırlık) durumu olan bireylerSıklıkla partner değiştiren kişilerHerhangi bir şikayeti olmaksızın, koruyucu amaçlı periyodik sağlık taraması yaptırmak isteyen tüm bireylerFemoflor® Testinin Avantajları Nelerdir?Hızlı, doğru ve bilgilendirici moleküler tanı sunmalarıdır.Hastalar Femoflor testleri ile, daha başlangıçtan ve ilk muayeneden itibaren doğru tanı ile doğru yönlendirme şansı kazanmaktadırlar.Rastgele, körleme, yetersiz düzeyde ya da aşırı dozda tedavi yerine, tamamiyle etkene yönelik bilinçli ve etkin tedavi uygulama imkanı sağlanmaktadır.Sizin İçin Uygun Olan Femoflor® Testi Hangisidir?Klinik durum ve değerlendirmelere bağlı olarak, doktorlar Femoflor® -16 Mikrobiyota Testi ya da Femoflor® Cinsel Bulaş Tarama Testi’ni önerebilirler.Femoflor®- Screen (Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testi), şüpheli temaslar nedeniyle ortaya çıkabilen tüm patojen mikropları geniş biçimde tarayan kompleks bir paneldir. Şikayeti olan bireylerde, birincil test olarak istenerek tanı ortaya konulmalı ve doğrulanmalıdır. Semptomları olmayan kişilerde ise tarama amaçlı önerilmektedir. Ayrıca, tedavi verilen kişilerde tedavinin izlenmesi ve tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır.Femoflor®-16 Mikrobiyota Testi ise, genital mikrofloranın detaylı olarak incelendiği bir paneldir. Tedavi başarısızlıklarında, hastalıkların nüksünde, gebelik planlanmasında, üreme başarısızlıklarında ve pelvik organ cerrahisi durumlarında hastalara önerilmektedir. Femoflor® Test Sonuçları Nasıl Değerlendirilir?Femoflor hasta sonucu raporları, her hastaya özel olarak hazırlanmış bireye özgü raporlardır. Sonuçlar, saptanan etkenlere göre özel bir yazılımla otomatik olarak yorumlanmaktadır. Sonuçların yorumunun kolaylaştırılması için, klinisyeni uyarıcı renk kodlaması kullanılmaktadır.Aşağıda belirtilen işaretler, her etken için ayrı ayrı kullanılmaktadır. Normal kriterlere uygun Normal kriterlerden orta düzeyde sapma Normal kriterlerden majör düzeyde sapmaanlamına gelmektedir.Femoflor® Testi Güvenilir midir?Femoflor®, şu anda dünyada herhangi bir eşdeğeri olmayan, uzun çalışmalar sonucunda geliştirilmiş bir testtir. Güncel Real-Time PCR teknolojisi, test sonucunun doğruluğunu garanti etmektedir. 8 yılda 1.5 milyondan fazla kadın, cinsel yolla bulaşan hastalıklar yönünden Femoflor® testi ile incelenmiştir. Test, 2014 yılında Prizvanie ve 2016 yılında Prix Galien Rusya ödüllerini kazanmıştır.Örnek Alımı Öncesinde Nelere Dikkat Edilmelidir? Doğru sonuç elde etmek için, Femoflor® testi öncesinde vajinal duş veya derin genital yıkama yapılmamalıdır. Antibiyotik alınmaması uygundur. Testten önce, cinsel ilişkide bulunulmaması önerilmektedir.ÖNEMLİDİR!Partnerlerden birisinde kronik ve tekrarlayan bulgular varlığında, kadınlarda Femoflor® ve erkekler için de Androflor® testinin birlikte yaptırılması uygun olacaktır. Adı Soyadı : N.IŞube : MERKEZAB-0003-TCinsiyeti, Yaşı: KADIN / 32Kurum : MERKEZHasta Geliş Tarihi : 02/08/2016 17:57:53Testi İsteyen : MERKEZXXXXXX-1-1 Örneğin Alındığı Tarihi : 02/08/2016 17:57:43Gönderileceği Yer: MERKEZÖrneğin Lab. Kabul Tarihi: 02/08/2016 17:57:56Basım Tarih/Saat : XX/XX/XXXXRapor Onay Tarihi: + Sürüntü SONUÇYukarıda aktarılan verilerden de anlaşılacağı üzere, FEMOFLOR® CİNSEL BULAŞ TARAMA TESTİ, kendisi veya eşi şüpheli cinsel temas öyküsü olan kadın hastalar için, hekimi ve hastayı oldukça bilgilendirici bir test niteliğindedir. Ayrıca, kadınlarda potansiyel patojen etkenler grubunda yer alan Gardnerella vaginalis, M.hominis, Ureaplasma spp. ve Candida spp.’nin yalnızca tespitinin değil, miktar tayini yapılmasının da tedavi kararında önemli olduğu anlaşılmaktadır.Bu verileri sağlama kapasitesine sahip olan Femoflor® Cinsel Bulaş Tarama Testi, hekimlerin hastalarını hem bilimsel, hem de bilinçli bir temelde takip ve tedavi etmeleri fırsatını sunmaktadır.Şu anda da, bu alandaki alternatifler içinde en ileri moleküler tanı yöntemi niteliğinde görünmektedir.Test sonucuna göre tedavi verilen hastaların, antibiyotik tedavisinin bitiminden 15-20 gün sonrasında, hem ilgili patojenlerin eradikasyonu yönünden, hem de miktar düzeyindeki değişmeler yönünden test yapılarak kontrolü uygun olacaktır kanısındayız.HASTA RAPORU ÖRNEK 2:

HIV/AIDS Nasıl Bulaşır? Belirtileri Nelerdir? Test İle Erken Teşhis1-HIV/AIDS nedir?HIV virüsü, insan bağışıklık sisteminin gücünü azaltarak etki eden ve hastalık oluşturan bir virüstür.Virüsün, hastalığın son döneminde insanda neden olduğu sendromuna ise AIDS denir.HIV virüsü vücuda girdikten sonra CD4 T lenfositleri dediğimiz, bağışıklık sisteminin temel savunma hücrelerini etkiler. Bu durum bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açar.Bu nedenle vücudumuza giren virüs, bakteri, mantar ve parazitler ile yeterince savaşmamız mümkün olmaz.Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. HIV virüsü, temel olarak kan yolu ve cinsel temas ile bulaşır. Korunmasız cinsel ilişki bulaşmaya yol açabilir. Çok nadir de olsa oral seks ile de bulaştığı gösterilen vakalar da vardır.HIV virüsü cinsel ilişki dışında, kan alma/kan verme işlemlerinde infekte iğne kullanılması durumunda, doğum sırasında veya emzirmeyle anneden çocuğa bulaşabilir.Sperm-vajinal salgılar gibi vücut sıvılarının transferi de buna neden olabilir. İnfekte aletlerle yapılan diş operasyonları, dövme veya piercing de HIV virüsünü bulaşmasına yol açabilir. Gözyaşı, sarılma, el sıkışma, öpüşme gibi yollarla bulaşmaz.Kişide, HIV virüsünü aldıktan sonra, her zaman bir belirti oluşmak zorunda değildir. Genellikle grip benzeri bir semptom oluşur. Ateş, boğaz ağrısı, lenf nodlarında büyüme dediğimiz beze oluşması, ishal, halsizlik, bitkinlik, kas ağrıları gibi belirtiler görülebilir. Buna Akut Retroviral Sendrom denir.Bu durum, hastalar tarafından şu şekilde ifade edilir. “ Uzun süreli bir grip geçiriyorum, normalde bir haftada geçerdi ama bu sefer her zamankinden daha uzun sürdü” Bu semptomlar hakikaten gripten daha uzun sürer fakat 4 haftayı geçmez.Çoğu insan, grip geçirdiğini sandığı için detaylı araştırmaya gerek duymaz. Bu yüzden birçok hastaya tanı konamaz. Böyle bir durumdan şüphelenildiğinde HIV testi yaptırmalı veya bir infeksiyon hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.2- HIV(AIDS) Şüphesi Taşıyan Kişi Ne Yapmalı?HIV virüsünden ya da AIDS’ten şüphelenmek için öncelikle korunmasız cinsel ilişki, diş operasyonu, infekte kanla temas gibi bir durum olmalıdır.Şüpheli temastan yaklaşık 2-4 hafta sonra hastada akut infeksiyon semptomları başlar. Bu belirtiler gribi andırır. Şikayetlerden en sık görüleni ateştir. Farenjit, döküntü, ishal, bulantı- kusma, halsizlik ve vücutta bezeler oluşması başlıca diğer belirtilerdir.Bu semptomlar normal gribe göre daha uzun sürer. Fakat 4 haftayı geçmez. Bu grip benzeri semptomlar geçtikten sonra, hasta çok uzun süre, yıllar boyunca hiçbir belirti olmadan hayatına devam eder.Eğer bu dönemde şüphelenmez ve herhangi bir test yaptırmazsa teşhis gecikeceği için erken tedavi şansı kaçırılmış olur. Belirtisiz geçen dönem, kişinin bağışıklık sistemine göre 3 ila 15 yıl arasında değişebilir. Ortalaması 8-10 yıldır. Erken tanının AIDS tedavisinde büyük önemi vardır. Bağışıklık sistemini oluşturan, CD4 T Lenfositleri dediğimiz hücre sayısının, fazla düşmeden tedaviye başlanması tercih edilir.Erken teşhis koyabilmek için, kişinin korunmasız ilişki veya şüpheli temastan sonra test yaptırması gerekir. İlk pozitifleşen ve duyarlılığı en yüksek olan test, moleküler bir yöntem olan HIV RNA PCR testidir. Bu test, 10. günden itibaren pozitiflik verir. İkinci pozitifleşen P24 antijen testidir. Şüpheli temastan 2-3 hafta sonra pozitifleşmeye başlar.En geç pozitifleşen test, halk arasında ELISA testi olarak bilinen anti-HIV antikor testidir. 3-8 hafta arasında pozitifleşir. Piyasada antijen+antikora beraber bakan testler de bulunmaktadır.3- HIV/AIDS Türkiye’de yaygın mı?Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Kasım 2025 yılı itibarı ile Türkiye’de 54.472 kişiye yakın HIV (+) hasta vardır. Fakat bunlar resmi rakamlar. HIV (+) olduğunu bilmeyenlerle birlikte, toplam rakamın 54.500 üzerinde olduğu düşünülmektedir.ABD’de yapılan son çalışmalara göre, HIV taşıyan 5 hastadan biri, kendisinde HIV virüsü olduğunu bilmemektedir. Türkiye’de ise bu oranın çok daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Avrupa ve ABD’ de hastalık hakkında bilincin artması, kondom kullanımının yaygınlaşması ve diğer tedbirlerle HIV virüsünün bulaşma sıklığı düşmeye başlamıştır.Fakat Türkiye’de şehirli yaşam tarzının artması, HIV virüsü hakkında yeterli farkındalığın oluşmaması nedeniyle, virüsün görülme sıklığı artmaktadır. Maalesef, önümüzdeki yıllarda sayının katlanarak artması beklenmektedir. Bu yüzden kendimizi korumak için gerekli önlemleri almalı, HIV virüsü hakkında bilinçlenmeli ve şüpheli temas sonrasında HIV testlerini yaptırmamız gerekmektedir.Bu testler P24 antijen testi, anti HIV antikor testi, antijen + antikor testi veya HIV RNA PCR testidir.4-HIV (AIDS) Tanısı İçin Hangi Testler Yapılır?AIDS tanısı koymak için birkaç alternatif test vardır. Şüpheli ilişki veya temastan sonra, pozitifleşme sıralamasına göre testlere bakacak olursak, ilk uygulanabilecek test HIV RNA denilen testtir.Bu test şüpheli temastan sonra 10. günden itibaren yapılabilir hale gelir. Testte direkt olarak HIV virüsünün RNA’sı saptanır. Testle vücutta kaç adet virüs olduğu belirlenir. Pencere dönemi denilen, yani kanda antijen veya antikorun saptanmadığı dönemde, HIV virüsünü bu yöntemle saptayabiliriz. Bu test, duyarlılığı en yüksek ve teşhiste en ileri olan yöntemdir. HIV RNA testi moleküler bir yöntemdir ve her yerde yapılmaz.Bu testin, özel eğitim almış personeli bulunan, bu teste özel cihazı olan, deneyimli ve akredite bir laboratuvarda yapılmasına dikkat edilmelidir. Zamanlama olarak, HIV RNA’dan sonra yapılabilecek ikinci test P24 antijen testidir. Bu test, şüpheli teması takiben 2 ila 6 hafta arasında pozitifleşir.Bir kişiye HIV virüsü bulaşması durumunda öncelikle HIV’e özgü antijen ortaya çıkar, daha sonrasında antijen seviyesi düşmeye başlarken, bu antijene tepki olarak oluşan antikorlar kanda saptanmaya başlanır. P24 antijen testinden sonra pozitifleşen test ise ELISA testi olarak bilinen Anti-HIV antikor testidir. Bu test şüpheli temastan sonra 3. haftadan itibaren pozitifleşmeye başlar.3. aya kadar uzayabilir. Nadiren bazı vakalarda 6. aya kadar uzadığı da gösterilmiştir. Bu yüzden anti HIV antikor testini 3. haftada yaptıranların, bu testi 3. ayda tekrarlatmaları önerilir. Son olarak, HIV antijen veya antikor testi pozitif olarak saptandığında, ikinci bir test ve yöntemle doğrulamak gerekir.Bunun için de Western-Blot denilen doğrulama testi yapılır. Western-Blot testi, Türkiye’de çok az laboratuvar tarafından yapılmaktadır. 10 SORUDA HIV/AIDS NEDİR?1-HIV Nedir?HIV (Human Immunedeficiency Virus) insan bağışıklık yetmezliği virüsüdür. Adından da anlaşılacağı gibi, bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalığa yol açar. HIV virüsüne sahip olan kişi HIV pozitif olarak adlandırılır.2-AIDS Nedir?AIDS’in kelime anlamı, edinsel (sonradan kazanılmış) immun yetmezlik sendromudur. AIDS’i en basit şekilde tanımlamak gerekirse, HIV virüsü ile infekte olan bir kişinin hiçbir tedavi almaması durumunda, varacağı son noktadır. AIDS, bir sendromdur. Yani, birden çok hastalık bir arada olabilir. AIDS, hastalığın son dönemi olduğu için tedavisi yoktur. Fakat, HIV ile infekte olan kişinin, hastalığın en son dönemi olan AIDS’ e dönüşmesi, yeni çıkan antiretroviral ilaçlar ile yıllarca geciktirilebilir. HIV ile infekte olmasına rağmen, 20 yılın üzerinde sağlıklı bir şekilde yaşayan bir çok hasta vardır.3-HIV Vücutta Nasıl Etkili Olmaktadır?HIV, vücutta bulunan bağışlık sistemini ayakta tutan CD4 T Lenfositleri ismi verilen hücrelere saldırır. Böylelikle vücudun bağışıklık sistemi zayıflar. Bunun sonucunda, bazı fırsatçı infeksiyonlar ortaya çıkar ve kişide kolay bir şekilde hastalık oluştururlar.4- HIV Nasıl Bulaşır?HIV’in ana bulaş yolu korunmasız cinsel ilişkidir. Anal ve düşük ihtimalle de olsa oral seks ile de bulaşabildiği gösterilmiştir. HIV ile infekte kanla temasla, kan alma, kan verme işlemi ile, infekte iğnenin kullanılması durumunda, doğum sırasında anneden çocuğa emzirme yoluyla, sperm, vajinal salgılar gibi bazı vücut sıvılarının transferi, diş operasyonları, dövme, piercing yaptırmakla bulaşabilir. Gözyaşı, salya, sarılma, el sıkışma gibi yollarla bulaşmaz.5-HIV Bulaşan Kişi Bunu Anlayabilir mi?Çoğu kişide ilk olarak grip benzeri bir semptom oluşur. Ateş, boğaz ağrısı, lenf nodlarında büyüme (beze oluşması), başağrısı, ishal, halsizlik, bitkinlik, ateş, kas ağrıları gibi semptomlar vakaların çoğunda gözükür. HIV bulaştıktan sonra 2-4 hafta içinde bu semptomlar oluşur. Buna Akut HIV infeksiyonu denir. Maalesef çoğu insan, uzun süreli bir grip geçirdiğini sanar ve daha detaylı araştırmaya gerek duymaz. Bu yüzden birçok hastaya tanı konamaz. ABD’ deki son çalışmalara göre HIV ile infekte olan 5 hastadan 1 tanesi, kendisinde HIV virüsü olduğunu bilememektedir. Türkiye’ de bu oranın çok daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir.6-HIV Bulaştıktan Kaç Yıl Sonra Hastalık Belirtileri Ortaya Çıkar?Hasta, şüphelenme ve HIV testi yaptırmaz ise 3- 12 ( ortalama 8) sene içinde hastalık belirtileri ortaya çıkar.7-Hastalık AIDS’ e Ne Zaman ve Nasıl Dönüşür?HIV bulaşan hastaların yarısında ortalama 10 sene içinde AIDS gelişir, AIDS’in varlığının ilk işaretleri %40 ağır zatürre ( pneumocystis pneumenia), tükenmişlik sendromu % 20, yemek borusunda mantar infeksiyonu ( özofagial kandidiyazis) ve solunum yolu infeksiyonlarıdır. Kilo kaybı, deri bulguları, kusma, gece terlemeleri, kuru öksürük, uçuklar, konsantrasyon güçlüğü, adet düzensizliği de diğer semptomlar arasındadır.8-HIV/AIDS Tanısı Nasıl Konur?HIV/AIDS tanısı koymak için yapılan testlerden biri, HIV’ e karşı vücudun ürettiği antikorları saptayan antikor testidir. Bu testler ortalama olarak, şüpheli ilişkiden 3- 8 hafta sonra pozitifleşmeye başlar. Fakat, anti HIV antikor ( ELISA) testinin pozitifleşmesi, 3 aya kadar uzayabilir. Çok nadir durumlarda bu süre 6 ay olarak bildirilmiştir. Bir diğer test, P24 antijen testidir. Bu test, şüpheli ilişkiden yaklaşık ortalama 2- 6 hafta sonra pozitifleşir. P24 antijeni ile birlikte anti HIV antikoruna beraber bakan testler de mevcuttur. HIV tanısında en değerli test HIV RNA PCR testidir.9-HIV Tanısında En Erken Sonuç Veren Test Hangisidir?HIV RNA testi, moleküler yöntemle yapılan bir testtir. HIV’in erken ve kesin tanısında kullanılır. Viral yükü ölçer. Yani HIV virüsünün kandaki direk miktarını saptar. Pencere dönem denilen, yani HIV bulaşan bir insanda antijen/ antikor oluşana kadar geçen süreyi minimuma indiren test HIV RNA PCR testidir.10-HIV RNA Testi Ne Zaman Pozitifleşir?HIV RNA, şüpheli ilişkiden 5 gün sonra pozitifleşmeye başlar. En geç 9-10 gün içinde de kanda rahatlıkla saptanır. Yani vücutta antikorlar oluşmadan çok daha önce. HIV/AIDS’ın kesin tanısı için önerilen test HIV RNA testidir. Bu test her yerde yapılmaz. Özel eğitimli personel ve özel cihaz ile çalışılan deneyimli, tecrübeli kişiler tarafından yapılmalıdır. Bu test, her yerde yapılmamaktadır. Özel eğitimli personeli bulunan, moleküler test çalışabilecek alt yapısı, kapasitesi ve deneyimi bulunan akredite olmuş, sınırlı sayıda laboratuvar tarafından yapılmalıdır. Türkiye’ de bunu yapabilen birkaç özel laboratuvar mevcuttur. DAHA ERKEN SONUÇ VEREN HIV TESTİ1- HIV Antijen ve Antikor Testleri Farkı Nedir?Bilindiği gibi, AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünün bir kişiye bulaşmasından hemen sonra, genelde laboratuvarlarda kullanılan testlerle, virüsün bulaşıp bulaşmadığı anlaşılamamaktadır. Halen rutinde kullanılan ELISA testleri tarama amaçlıdır ve HIV’e karşı vücutta oluşan antikorların varlığını araştırmaktadır.Bu antikorlar, vücutta virüsün girişinden (şüpheli ilişkiden) itibaren 3 haftadan sonra ortaya çıkmakla birlikte, laboratuvarlarda kullanılan yöntemlerle genelde ancak 1.5-3 ay sonra tespit edilebilmektedirler. Bazen, bunların testlerle saptanabilmesi 6 aya kadar uzayabilmektedir. Bu testlerin, 3 haftadan önce sonuç verebilmeleri ise oldukça zordur.Şüpheli cinsel ilişkiden itibaren, daha erken sürede sonuç alabilmek için, antijen arayan testleri kullanmak gerekmektedir. Çünkü, hastanın kanında HIV p24 antijeni, HIV taşıyan kan nakli gibi yüksek miktarda virüs bulaşması olan durumlarda, bulaşmadan sonraki ilk 24 saatte bile yüksek miktarda saptanabilmektedir. Cinsel ilişkiyle bulaşma olan durumlarda ise virüs önce vücutta bir çoğalma dönemi geçirmekte ve bulaşmadan 2 hafta kadar sonra kanda HIV p24 antijeni saptanabilmektedir. Bu sırada henüz vücutta antikor cevabı ortaya çıkmamıştır. HIV p24 antijeni, şüpheli ilişkiden sonraki 2-6 hafta içinde yüksek düzeyde kanda bulunmakta, daha sonra düzeyi düşmektedir.Bu dönemde HIV antikorları henüz ölçülebilir düzeye ulaşmadığı için, HIV p24 antijeni bakılması, erken tanı olanağı sağlamaktadır. Çünkü HIV antikorları 3. haftadan sonra ortaya çıkmakla birlikte, kullanılan ELISA testleriyle ölçülebilir sonuç vermeleri ancak 1.5-3 ay sonra olabilmektedir.Bu nedenle, şüpheli ilişkiden sonra, erken dönemde sonuç alabilmek için HIV p24 antijeni bakılması daha uygun olacak ve tanıyı daha erken koyabilme imkanı sağlayacaktır.Hem HIV p24 antijenini, hem de HIV 1+2 antikorlarını birlikte ölçen HIV testleri geliştirilmiştir. Bu testler şüpheli ilişkiden itibaren HIV bulaşmasını daha erken ve başlangıç döneminde ortaya koyma avantajı sunmaktadırlar2- Daha Duyarlı Bir Yöntem: HIV RNA Viral Yük TayiniPCR yöntemi ile, HIV virüsünün RNA’ sının izole edilerek vücuttaki miktarının saptanması, gerçekte en erken ve en duyarlı sonuç veren yöntemdir. PCR yöntemi, Polimerase Chain Reaction (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) anlamına gelmektedir. Bu yöntemle, vücutta çok az miktarda virüs bile bulunsa, bunlar çoğaltılarak ölçülebilir hale gelmekte ve ayrıca vücutta bulunan virüsün ne miktarda olduğu saptanabilmektedir. PCR ile HIV’ in saptanabilmesi, şüpheli ilişkiden sonra 10. günden itibaren olabilmektedir. Yani PCR, HIV’ i en erken ortaya çıkaran yöntemdir. PCR ile HIV RNA Viral Yük Tayini, aynı zamanda duyarlılığı da yüksek olan bir yöntemdir. Bu yöntemle 28. günden itibaren testin duyarlılığı % 98 - % 100 olarak bildirilmektedir. PCR testi, en güvenilir ve hassas yöntem olmakla birlikte, dezavantajı, daha zor ve karmaşık bir çalışma yöntemine sahip olmasıdır. Moleküler Bölümü olmayan laboratuvarlar, bu testi çalışamazlar. Bu nitelikte laboratuvar sayısı da, ülkemizde çok az olup, HIV PCR çalışan laboratuvar sayısı birkaç tanedir. PCR testinin diğer bir dezavantajı, maliyetli bir test olmasıdır. Bu testin maliyeti, diğer testlerle kıyaslanamayacak kadar yüksektir.3- Testlerin KıyaslanmasıÖzet olarak testleri kıyaslarsak:Erken Sonuç Verme Durumuna Göre: En erken sonuç vereni, PCR ile Viral Yük tayinidir (10. günden itibaren). P24 antijen testi, 15. - 30. günler arasında sonuç verebilmektedir. En çok bilinen ve kullanılan ELISA antikor testi ise, 3. haftadan itibaren sonuç verebilmekle birlikte, bu süredeki duyarlılığı düşük olup, genellikle 2 aydan sonra daha net sonuç alınabilmektedir.Duyarlılık Durumu: PCR oldukça duyarlı ve güvenilir bir yöntemdir. Antijen testi, testin yapılış zamanına göre değişkenlik gösterir. Antikor testinin duyarlılığı ise, 2 aydan sonra yükselmektedir.Fiyatlarına Göre: En maliyetli olanı, PCR ile HIV Viral Yük tayinidir. HIV p24 Antijen Test fiyatı PCR’ dan ucuz, antikor testinden fazladır. En ucuz olanı, tarama amaçlı kullanılan HIV antikor tayini testidir.4- HIV Bulaştıktan Sonra Ne Tür Belirtiler Ortaya Çıkar ?Şüpheli cinsel ilişkiden itibaren virüs bulaşması olmuşsa, kişilerin % 50-90’ında ateş, boyunda bezeler, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları, vücutta döküntüler, bulantı ve kusma, bazılarında ishal, halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler, grip benzeri belirtileri andırır. Genelde belirtiler virüs bulaşmasından 10-15 gün sonra başlar ve 2-3 hafta kadar devam edebilir. Yukarıda belirtilen şikayetlerin tamamı olmayabilir. Bazı insanlarda ise, virüs bulaşmasına rağmen, hissettikleri hiçbir yakınma olmayabilir.5- HIV Hangi Yollarla Bulaşır ?Çoğunlukla cinsel ilişkiyle geçer. HIV taşıyan kan nakli, kirli iğne, enjektör gibi yollarla da bulaşma olabilmektedir. Ayrıca, virüsü taşıyan annelerden çocuklarına da geçiş olabilmektedir. Yeterince steril edilmemiş aletlerle yapılan diş, kulak delme, dövme, manikür, pedikür, kuaför işlemlerinde de bulaşma olabileceği bildirilmektedir.Türkiye’de HIV vakalarında:Vakaların çoğu 20–45 yaş aralığındaErkeklerde kadınlara göre daha sıkBulaş yolu büyük oranda:Damar içi madde kullanımı ve kan transfüzyonuna bağlı bulaş günümüzde oldukça nadirdir.6- Dünyada ve Türkiye’ de HIV Pozitif İnsan Sayısı Nedir ?Hastalık ilk olarak 1981 yılında tanımlanmış, virüs ise 1983 yılında izole edilmiştir. Dünya’da 40.8 milyon, Türkiye’de 54 bin hiv ile yaşayan kişi sayısı bulunmaktadır. 2026 için uzmanların dikkat çektiği nokta7- Nasıl Korunmalıdır ?Cinsel ilişkide prezervatif kullanılması, virüsün bulaşmasını azaltıcı etki gösterir. Bu yüzden en önemli önlemdir. Tek partnerle ilişki önerilmektedir. Partner sayısı arttıkça bulaşma riski de artacaktır.8- Laboratuvarımızda Yapılan HIV Testleria) PCR yöntemi ile HIV RNA Viral Yük Tayinib) HIV p24 antijen ile birlikte antikor testic) HIV antikor testid) HIV doğrulama (western-blot) testitestlerinin tümü laboratuvarlarımızda yapılmaktadır.Bu testler için, laboratuvarlarımızın bir şubesine uğranarak, kan verilmesi yeterlidir. Aç olunması gerekli değildir. Sonucunuz en kısa sürede verilecektir.

Vücudumuzda Verem Basili Taşıyor muyuz, Taşımıyor muyuz? Nasıl Anlayabiliriz?Bu sorunun doğru yanıtını alabilmek için, en iyi yol bir IGRA Test olan T-SPOT.TB Test yaptırmaktır. T-SPOT.TB Test, lityum heparinli bir tüpe 5-6 ml. kan alınarak çalışılan bir testtir. T-SPOT.TB Test sonucu pozitif ise, kişi verem basili ile infekte olmuş demektir. T-SPOT.TB sonucu negatif ise, kişi verem (tüberküloz) basilini vücuduna almamış demektir.Tüberküloz (Verem) Mikrobunu Taşıyor Olabilir Misiniz ?T-SPOT.TB Test yaptığımız çalışmalara göre, Türkiye’ de yaklaşık her dört kişiden birisi, yani toplumun % 24 civarında bölümü tüberküloz yönünden pozitif bulunmaktadır.Bu demektir ki, kişi daha önce tüberküloz basilini vücuduna almış ve tüberküloz basilinin vücutta bilinen infeksiyonu yani hastalık periyodu gerçekleşmiş demektir.Bu durumdaki kişilerde ya halen aktif bir tüberküloz hastalığı vardır, ya da basil vücutta uyur halde bulunmaktadır. Uyur halde bulunan basil de, kişinin direncinin düştüğü bir anda tekrardan aktif hale geçebilmektedir. Yeniden ciddi bir hastalık nedeni olabilmektedir.Tüberküloz basili yönünden negatif olanlar için bir tüberküloz hastalığı riski yoktur. Ancak pozitif olanlar için her zaman bir aktif tüberküloz hastalığı gelişme riski bulunmaktadır. Bu ihtimalin, % 5- 10 oranında olduğu T-SPOT.TB Testi Nedir?Latent ve Aktif Tüberküloz Enfeksiyonunun Tanısında İleri İmmünolojik TestT-SPOT.TB testi, Mycobacterium tuberculosis enfeksiyonuna karşı gelişen hücresel immün yanıtı ölçen, interferon-gamma salınımına dayalı (IGRA – Interferon Gamma Release Assay) ileri bir laboratuvar testidir. Kan örneğinden çalışılan bu yöntem, özellikle latent tüberküloz enfeksiyonunun (LTBI) saptanmasında yüksek duyarlılık ve özgüllük sağlar.Test, kişinin daha önce tüberküloz basili ile karşılaşıp karşılaşmadığını immünolojik düzeyde değerlendirir.T-SPOT.TB Testinin Çalışma PrensibiTüberküloz bakterisi ile karşılaşan bireylerde T lenfositler, bakteriye özgü antijenleri tanıdığında interferon-gamma (IFN-γ) salgılar.T-SPOT.TB testinde:Hastadan alınan kandan periferik mononükleer hücreler (PBMC) ayrıştırılır.Hücreler TB’ye özgü antijenler (ESAT-6 ve CFP-10) ile karşılaştırılır.Antijene yanıt veren T hücreleri interferon-gamma salgılar.Salgılayan hücreler “spot” (nokta) şeklinde sayılır.Oluşan spot sayısı enfeksiyon varlığı açısından değerlendirilir.Bu yöntem ELISPOT teknolojisine dayanır ve hücresel immün yanıtı doğrudan ölçer.T-SPOT.TB Testinin Ölçtüğü AntijenlerTestte kullanılan antijenler:ESAT-6 (Early Secreted Antigenic Target-6)CFP-10 (Culture Filtrate Protein-10)Bu antijenler:✅ BCG aşı suşunda bulunmaz✅ Çoğu çevresel mikobakteride yer almazBu nedenle test, klasik tüberkülin deri testine (PPD) göre daha spesifiktir.T-SPOT.TB Testi Ne İçin Kullanılır?1. Latent Tüberküloz Enfeksiyonu (LTBI) TaramaSemptomsuz ancak enfekte bireylerin saptanmasıTemaslı taramaları2. Aktif TB Tanısına DestekKlinik ve radyolojik bulgularla birlikte değerlendirilirTek başına aktif hastalık tanısı koydurmaz3. Riskli Hasta GruplarıSağlık çalışanlarıİmmünsüpresif tedavi öncesi hastalarOrgan nakli adaylarıBiyolojik ajan başlanacak hastalar (anti-TNF vb.)Diyaliz hastalarıHIV enfeksiyonu olan bireylerT-SPOT.TB Testinin Avantajları✅ BCG aşısından etkilenmez✅ Tek hasta ziyareti yeterlidir✅ Yüksek özgüllük ve duyarlılık✅ Objektif laboratuvar sonucu✅ PPD’de görülen yanlış pozitifliği azaltır✅ İmmünsüprese hastalarda daha güvenilirSonuçların Klinik YorumuPozitif SonuçTB basili ile immünolojik temas olduğunu gösterir.Latent veya aktif enfeksiyon olabilir.Klinik değerlendirme gerekir.Negatif SonuçEnfeksiyon olasılığı düşüktür.Ancak ağır immünsüpresyonda yalancı negatif olabilir.Belirsiz (Indeterminate)İmmün yanıt yetersizliği veya teknik nedenler düşünülebilir.Test tekrarı önerilebilir.T-SPOT.TB Testi Kimlere Özellikle Önerilir?TB hastası ile temas öyküsü olanlarSağlık personeliGöçmen ve riskli popülasyonlarBiyolojik tedavi planlanan romatoloji hastalarıUzun süre steroid kullanan hastalarOnkoloji hastalarıKlinik ÖnemiTüberküloz halen dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Latent enfeksiyonların erken saptanması, aktif hastalığın gelişmesini önlemede kritik rol oynar. T-SPOT.TB testi, modern TB kontrol programlarında güvenilir bir immünolojik tarama yöntemi olarak kullanılmaktadır.

GastroPanel® Testi Nedir?Mide mukozasının fonksiyonel ve yapısal durumunu değerlendiren non-invaziv biyokimyasal bir test panelidir.GastroPanel®, mide sağlığını değerlendirmek amacıyla kullanılan, kan örneği ile çalışılan ileri bir laboratuvar testidir. Test; mide asit sekresyonu, gastrik mukozal bütünlük, atrofi gelişimi ve Helicobacter pylori enfeksiyonu hakkında kapsamlı bilgi sağlar. Endoskopiye alternatif değil, ancak endoskopi gerekliliğini belirlemede güçlü bir tarama ve yönlendirme aracıdır.GastroPanel Testinin İçeriğiGastroPanel dört temel biyobelirtecin birlikte değerlendirilmesine dayanır:1. Pepsinojen I (PGI)Fundus ve korpus mukozasındaki baş hücrelerden salgılanır.Düşük düzeyleri:Gastrik kanser riski değerlendirmesinde önemlidir.2. Pepsinojen II (PGII)Tüm mide ve duodenumdan salgılanır.İnflamasyon varlığında artar.PGI ile birlikte yorumlanır.3. PGI / PGII OranıGastrik mukozal atrofinin en güçlü biyokimyasal göstergelerindendir.Oranın düşmesi → korpus atrofisi lehine bulgudur.4. Gastrin-17 (G-17)Antrum mukozasından salgılanır.Mide asit sekresyonunun indirekt göstergesidir.Düşük değer:Yüksek değer:5. Helicobacter pylori IgG AntikoruH. pylori enfeksiyonunun serolojik göstergesidir.Gastrit, ülser ve mide kanseri risk değerlendirmesinde kritik öneme sahiptir.Testin Klinik AmaçlarıGastroPanel aşağıdaki durumların değerlendirilmesinde kullanılır:✅ Atrofik gastrit taraması✅ Mide kanseri risk değerlendirmesi✅ H. pylori ilişkili gastrit araştırılması✅ Uzun süreli proton pompa inhibitörü (PPI) kullanımının değerlendirilmesi✅ Açıklanamayan dispepsi şikayetleri✅ Vitamin B12 eksikliği neden araştırması✅ Demir eksikliği anemisi etiyolojisi✅ Reflü ve asit sekresyon bozukluklarının değerlendirilmesiGastroPanel ile Değerlendirilebilen Mide FonksiyonlarıTest sonuçları ile:Mide asit üretimi (hiperklorhidri / hipoklorhidri)Antral mukozanın durumuKorpus mukozasının atrofi derecesiGastrik inflamasyonGastrik kanser gelişim riskinon-invaziv şekilde değerlendirilebilir.Klinik Avantajları✅ Kan örneği ile çalışılır (endoskopi gerektirmez)✅ Erken dönemde mukozal değişiklikleri gösterebilir✅ Gereksiz endoskopileri azaltmaya yardımcı olur✅ Gastrik kanser riskli bireylerin belirlenmesini sağlar✅ Fonksiyonel ve yapısal bilgi birlikte sunarSonuçların Klinik Yorumu (Genel Yaklaşım)BulgularOlası Klinik YorumPGI düşük + PGI/PGII oranı düşük Korpus atrofik gastritGastrin-17 yüksek Düşük asit sekresyonuGastrin-17 düşük Yüksek asit üretimiH. pylori pozitif Aktif veya geçirilmiş enfeksiyonTüm parametreler normal Sağlıklı mide mukozasıKimlere Önerilir?40 yaş üzeri bireylerKronik mide şikayetleri olan hastalarAilesinde mide kanseri öyküsü bulunanlarUzun süre mide koruyucu ilaç kullananlarAçıklanamayan anemi veya B12 eksikliği olan hastalarEndoskopi ile İlişkisiGastroPanel bir ön değerlendirme testidir:Normal sonuç → çoğu hastada invaziv işlem gerekmeyebilirRiskli sonuç → hedeflenmiş endoskopi önerilirBu yaklaşım hasta konforunu artırırken sağlık kaynaklarının etkin kullanımını sağlar.Bilimsel ÖnemiGastroPanel, gastrik mukozal atrofinin serolojik belirteçlerle değerlendirilmesi prensibine dayanır ve Avrupa’da gastrik kanser tarama stratejilerinde kullanılan validasyonu yapılmış bir test yaklaşımıdır. Özellikle yüksek riskli toplumlarda erken tanı açısından önemli klinik katkı sağlar.

HPV Nedir? Belirtileri ve Tanısı Nasıldır?HPV (Human Papilloma Virus), deri ve mukozal yüzeyleri enfekte eden, çoğunlukla cinsel temas yoluyla bulaşan DNA yapısında bir virüs grubudur. Günümüzde 200’den fazla HPV tipi tanımlanmıştır ve bunların yaklaşık 40 tipi genital bölgeyi enfekte eder.HPV enfeksiyonu dünyada en sık görülen cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyonlardan biridir. Çoğu birey yaşamının bir döneminde HPV ile karşılaşır.HPV enfeksiyonları:Belirti vermeden ilerleyebilir.Yıllarca latent (sessiz) kalabilir.Bağışıklık sistemi tarafından temizlenebilir.Kalıcı enfeksiyon gelişirse kanser öncüsü lezyonlara yol açabilir.HPV’nin serviks (rahim ağzı) kanserine neden olabilen türleri, daha çok yüksek riskli türleridir. Bu nedenle, HPV- DNA Genotiplendirme Testi yapılmalıdır. HPV-DNA genotiplendirme testi ile, kansere yol açabilen 20 civarında yüksek riskli ve düşük riskli tipler belirlenmektedir. HPV- DNA genotiplendirme testi, genellikle multipleks PCR yöntemiyle yapılmaktadır.Gelişim Tıp Laboratuvarları, Human Papilloma Virus (HPV) tanısını bir ileri aşamaya taşıyarak, kantitatif (sayısal) HPV genotiplendirme testini yapmaya başlamıştır. HPV’nin rahim ağzı (serviko-vaginal) kanseri riski yönünden, önem taşıyan 21 yüksek ve düşük riskli tipi hem tek tek belirlenmekte, hem de her riskin kantitatif (sayısal) olarak da miktarı belirtilmektedir.HPV Neden Önemlidir?HPV, daha çok cinsel ilişki yoluyla bulaşan bir viral infeksiyondur. Kolay bulaşması, yaygın olarak görülmesine neden olmaktadır.Kadınlarda: Genital siğil, rahim ağzı ve vajina kanserine neden olabilmektedir.Erkeklerde: Penis, skrotum (yumurtalık) ve anüs etrafı kanserlerine neden olabilmektedir.Kolay bulaşması, toplumda yaygın olarak görülebilmesi ve kanser nedeni olabilmesi nedeniyle önem kazanmaktadır. HPV, toplumumuzu da yakından ilgilendirmektedir. Laboratuvarımıza şüpheli cinsel ilişki nedeniyle örneği gönderilen kadınların %67’sinde, erkeklerin ise %43,8’inde en az bir HPV tipi pozitif bulunmuş durumdadır.Tüm HPV Tipleri Klinik Olarak Önemli midir?Hayır. Tüm HPV tiplerinin, klinik olarak önemli olduğunu söyleyemeyiz. Gerçekte, 100’den fazla HPV tipi bulunmaktadır. Ancak, bunlardan yalnızca belirli tipler rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir. En fazla kanser nedeni olan bu tiplere, High Risk (Yüksek Riskli) ve Low Risk (Düşük Riskli) tipler denilmektedir.Rahim Ağzı Kanserine Neden Olan Tipler Hangileridir?14 civarında yüksek riskli tipin, en fazla rahim ağzı kanseri nedeni olduğu konusunda genel uzlaşma olduğu söylenebilir.En fazla yüksek risk taşıyan tipler: HPV Tip 6, 11, 16, 18, 26, 31, 33, 35, 39, 44, 45, 51, 52, 53, 56, 58, 59, 66, 68, 73, 82.En sık görülen tipler: Tip-6, Tip-16, Tip-18, Tip-31, Tip-51, Tip-52, Tip-53, Tip-56, Tip-58, Tip-66.Gelişim Tıp Laboratuvarları verilerine göre sıralama: Tip-6, Tip-16, Tip-53, Tip-66, Tip-51, Tip-56, Tip-52, Tip-31, Tip-58, Tip-18.HPV Tarama Testleri Yeterli midir?Hayır. Piyasada kullanılan HPV tarama kitlerinin tümünün yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü, kullanılan kitlerin taradıkları tip sayısı değişmektedir. Tarama testleri ancak taradıkları tipleri yakalayabilirler. Eğer taradıkları tip dışında bir pozitiflik var ise, o tipi yakalayamayacaklar ve tarama sonucu da NEGATİF olarak raporlanacaktır.Yani ilgili pozitiflik kaçırılmış ve yalancı negatiflik oluşmuş olacaktır.Kabul Edilebilir Bir HPV Testi Hangi Tipleri Taramalıdır?En azından 14 civarında yüksek riski taramalıdır.Daha iyisi, 20-21 yüksek ve düşük riski taramalıdır.Bundan daha iyisi, tek tek genotipin de belirlenmesidir.Bundan da daha iyisi, her genotipin sayısal olarak miktarının belirlenmesidir.HPV Genotiplendirmenin Önemi Nerededir?Böylelikle, hangi yüksek ya da düşük riskin var olduğu ortaya konulmaktadır. Bazı hastalarda, birden fazla ve bazen de çok sayıda HPV tipi birlikte bulunabilmektedir. Bunların hangilerinin pozitif olduğunun bilinmesi, kanser riski yönünden tiplerle ilişki kurmayı kolaylaştıracaktır. Ayrıca, takip yönünden de önemlidir.HPV Tiplerinin Kantitatif / Sayısal Ölçümünün Yararı Nerededir?Hastaların bilinçli takibinin yapılmasını sağlayacaktır. Çünkü HPV tipleri sabit olarak devam etmemektedir. Pozitif olan tiplerin düzeyi değişmektedir. Ayrıca, bazı tipler kaybolurken, başka tipler de ortaya çıkabilmektedir. Hem genotiplendirme, hem de sayısal ölçüm yapılması, var olan tiplerdeki miktar değişiminin izlenmesini sağlayacağı gibi, yeni beliren ya da kaybolan tiplerin izlenmesi olanağını da ortaya koyacaktır.Gelişim Tıp Laboratuvarları’nda saptanan tipler: Tip-6, 11, 16, 18, 26, 31, 33, 35, 39, 44, 45, 51, 52, 53, 56, 58, 59, 66, 68, 73, 82.BİLİMSEL ÇALIŞMA: 1037 HASTA ÖRNEĞİNDE REAL TIME PCR İLE HPV GENOTİP DAĞILIMIHazırlayan: Şafak Göktaş (Gelişim Tıp Laboratuvarları)AMAÇBu çalışmada, HPV ile infekte olduğundan şüphelenilen hastalardan gönderilen örneklerde HPV pozitifliğini saptamak ve genotip dağılımını ortaya koyarak Türkiye’ deki epidemiyolojik verilere katkıda bulunmak hedeflenmiştir.GEREÇ VE YÖNTEMÖrneklem: Şubat 2015 - Şubat 2016 tarihleri arasında gönderilen 1037 sürüntü örneği.Yöntem: PathoFinder (Hollanda) multipleks PCR kiti ve Qiagen Rotorgene 6000 Real Time PCR cihazı.Kapsam: 10 yüksek riskli tip tek tek; diğerleri "yüksek" ve "düşük" risk havuzu olarak belirlenmiştir.BULGULARCinsiyet Dağılımı: 482 (%46,5) erkek, 555 (%53,5) kadın.Genel Sonuç: 298 (%28,7) pozitif, 739 (%71,3) negatif.Etken Sayısı: Pozitif 298 hastada toplam 347 etken (49 hastada çoklu pozitiflik).Risk Dağılımı: Saptanan etkenlerin %88,5’i yüksek riskli, %11,5’i düşük riskli tiplerdir.En sık saptanan tipler:Tip 16: %16,4 (57 adet)Tip 56: %12,9 (45 adet)Tip 18: %11,8 (41 adet)Düşük risk havuzu: %11,6 (29 adet)Tip 45: %8,3 (31 adet)Tip 35: %7,2 (25 adet)SONUÇ%28,7 pozitiflik oranı, Türkiye'deki genel tarama çalışmalarına göre yüksektir; bu durum örneklerin "şüpheli" vakalardan gelmesine bağlanmıştır. Dünyanın çoğu bölgesinde olduğu gibi, ülkemizde de en sık rastlanan tipler HPV Tip 16 ve 18 olarak öne çıkmaktadır.

Androflor® Nedir? Neden Gereklidir?Erkeklerde Genitoüriner İnfeksiyonlar Önemli Bir İnfertilite NedenidirGenitoüriner (idrar ve üreme yolları) sistem infeksiyonları, erkeklerde infertilite (kısırlık) durumunun başlıca nedenlerinden birisidir. Üretrit, prostatit, balanit gibi hastalıklar, esas olarak infeksiyöz ve inflamatuvar süreçlere bağlı olarak oluşmaktadır. Zamanında, hızlı ve doğru tanı konularak tedavi uygulanmadığı durumlarda, hastaların hem yaşam kalitesi azalmakta, hem de infertilite ve çeşitli diğer cinsel bozukluk durumları ortaya çıkmaktadır.Kültür Gibi Konvansiyonel Tanı Yöntemleri Yetersiz KalmaktadırBu tür infeksiyonların ortaya konulmasında; mikroskopi ve kültür gibi geleneksel tanı yöntemleri yeterli olmamaktadır. Bunun da nedeni, etken mikroorganizmaların ya kültürde ürememesi, ya da üreme için normalde uygulanan yöntemlerin yetersiz kalmasıdır. Bu durum yetersiz ve yanlış tanılara neden olmakta, bilinçli tedaviler yerine rastgele tedaviler uygulanması sonucunu doğurmaktadır.Androflor® Testi, Erkeklerde Gerçek Bir Atılım Niteliğindedir Erkeklerde Androflor® Testi, genitoüriner sistemdeki infeksiyonların ortaya konulmasında gerçek bir atılım niteliğindedir.Bu test, moleküler temellidir. Real-Time PCR yöntemiyle genitoüriner sistemdeki aerob bakteriler, hücre içi yaşayan bakteriler, anaeroblar, mantarlar ve parazitler başarıyla ortaya konulmaktadır.İki tür Androflor® testi bulunmaktadır.Androflor® Mikrobiyota Testi ile, erkeklerde genitoüriner sistemdeki mikrobiyal flora geniş biçimde, miktarları ve oranlarıyla birlikte analiz edilmektedir. Androflor® Cinsel Bulaş Tarama (Androflor®- Screen) Testi ile ise şüpheli cinsel temaslar sonucu ortaya çıkan infeksiyon etkenleri saptanmaktadır.Bu testler, günümüzde etken izolasyonunda en ileri yöntem olan Real-Time PCR teknolojisini kullanmaktadır. Böylelikle kültür ile saptanamayan hücre içi bakteriler, anaerob bakteriler, parazitler, funguslar gibi birçok etken saptanabilir hale gelmektedir. Tanı hızlıdır. Zaman kaybı önlenmektedir. Çok sayıda etken arandığı için, maliyet avantajı bulunmaktadır.Androflor® Testi, Benzeri Olmayan Patentli Bir TesttirGerek Androflor® Mikrobiyota gerekse Androflor®-Screen testleri alanında benzeri olmayan, yıllarca süren çalışmalar sonucunda standardize edilmiş, özgün testler niteliğindedir. Yöntem ve paneller ile kullanılan değerlendirme programı patentlidir. Bu test ile mikrobiyal tanı yanında, mikroorganizmaların miktar ve oranları da bildirilmektedir. İnfeksiyonun şiddeti belirlenebilmektedir. Etkene yönelik tedavi şansı ortaya çıkmaktadırHangi Durumlarda Androflor® Testi Gereklidir?•Erkeklerde kaşıntı, idrar yaparken yanma, genital akıntı, genital bölgede ağrı ve rahatsızlık hissi varsa •Ürolojik cerrahi müdahalelerin öncesinde •IVF girişimleri öncesinde•Üriner sistem hastalıklarında uygulanan tedavilerin etkin olmadığı durumlardaAndroflor® testi istenilmelidir.Sizin İçin Uygun Olan Androflor® Testi Hangisidir?Yaygın akut hastalıkların ve şüpheli cinsel temas sonrası ortaya çıkan etkenlerin tanısı için, Androflor® Cinsel Bulaş Tarama (Androflor® Screen) testinin istenilmesi en uygundur.Daha geniş bir analiz olan Androflor® Mikrobiyota Testi ise, akut ve kronik hastalıklar ile infertilite gibi durumların araştırılmasında istenilmelidir.Test İçin Hangi Örnekler Daha Uygundur?İnfeksiyon bölgesine en yakın örnekler, en uygun olan örneklerdir. Hastada akıntı varsa, akıntıdan örnek alınmalıdır. Yoksa, üretra ağzından sürüntü örneği alınmalıdır. Birlikte mutlaka idrar da alınmalıdır.Prostatit tanısı için, prostat masajı ile alınacak prostatik sıvı veya da hastanın mastürbasyon ile bir steril idrar kabına yapacağı sperm örneği uygundur. Hastalar, sperm örneğini 24 saat içinde laboratuvara getirebilirler.Bir partnerden alınan geçici mikrobik floranın, kişinin mikrobik durumunu değiştirmemesi ve sonuçları yanıltıcı yönde etkilememesi için, örnek alımı öncesinde kişinin 3 gün içinde cinsel aktiviteden uzak durması veya korunmalı ilişki tavsiye edilmektedir.HASTA RAPORU ÖRNEK 1:SONUÇLAR:Enterobacteriaceae / Enterococcus spp. (103.6) miktarında saptanmıştır.Patojen mikroorganizmalardan Mycoplasma genitalium PCR testinde POZİTİF olarak saptanmıştır.AÇIKLAMALAR:- Eğer geçici mikroflora bakterilerinden sınır değerleri aşan var ise, 3 gün sonra testin tekrarlanması önerilir.- Lactobacillus, Staphylococcus spp., Streptococcus spp., Corynebacterium spp., normal florada da bulunabilir. Cinsel yolla bulaşmaları şart değildir.- DİKKAT: Mycoplasma genitalium, Trichomonas vaginalis, Neisseria gonorrhoeae, Chlamydia trachomatis ve Candida spp. alt ürogenital sistemin akut infeksiyonlarına neden olabilirler. Bu nedenle tedavi edilmelidir.- Ureaplasma urealyticum, Ureaplasma parvum, Mycoplasma hominis, Gaördnerella vaginalis’in miktarlarına göre karar verilmelidir.












Gelişim Tıp Laboratuvarları, 1993 yılında, sağlık hizmetlerinde güvenilirlik ve kaliteyi ön planda tutarak kurulmuştur. Kurulduğumuz günden bu yana, bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek çağdaş laboratuvar hizmetlerini, hastalarımız ve hekimlerimizle buluşturuyoruz.
Alanında uzman 12 laboratuvar hekimi ve deneyimli teknik ekibimiz ile hizmet veriyoruz. Her bir test, titizlikle ve uluslararası standartlara uygun yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Böylece sizlere en güvenilir ve doğru sonuçları sunmayı amaçlıyoruz.
Uluslararası kalite kontrol programlarına düzenli olarak katılmaktayız. Sahip olduğumuz belgeler ve akreditasyonlar, laboratuvarımızın dünya standartlarında hizmet sunduğunun en önemli göstergesidir.
Bizim için en değerli paydaşlarımız hastalarımızdır. Tüm süreçlerimizi hasta memnuniyetini esas alarak planlıyor, hızlı sonuç alma, doğru bilgilendirme ve güler yüzlü hizmet anlayışımızla her zaman yanınızda olmayı önemsiyoruz.
İstanbul'un merkezi noktalarında yer alan şubelerimizle kolay ulaşılabilir hizmet sunuyoruz. Ayrıca kargo ile Türkiye'nin her yerinden numune kabul ederek, bulunduğunuz şehirden bağımsız olarak laboratuvar hizmetlerimize erişmenizi sağlıyoruz.
Bilim ve teknolojideki yenilikleri yakından takip ederek, modern cihaz ve yöntemlerle test süreçlerimizi sürekli güncelliyoruz. Bu sayede hastalarımıza en hızlı, güvenilir ve ileri teknolojiye dayalı çözümleri sunuyoruz.
Biyokimya, mikrobiyoloji, genetik ve daha pek çok alanda 1000'den fazla laboratuvar testini uyguluyoruz. Geniş test yelpazemizle hekimlerinize tanı sürecinde doğru ve kapsamlı bilgiler sağlamaktayız.
Gelişim Tıp Laboratuvarları, 1993 yılında, sağlık hizmetlerinde güvenilirlik ve kaliteyi ön planda tutarak kurulmuştur. Kurulduğumuz günden bu yana, bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek çağdaş laboratuvar hizmetlerini, hastalarımız ve hekimlerimizle buluşturuyoruz.
Alanında uzman 12 laboratuvar hekimi ve deneyimli teknik ekibimiz ile hizmet veriyoruz. Her bir test, titizlikle ve uluslararası standartlara uygun yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Böylece sizlere en güvenilir ve doğru sonuçları sunmayı amaçlıyoruz.
Uluslararası kalite kontrol programlarına düzenli olarak katılmaktayız. Sahip olduğumuz belgeler ve akreditasyonlar, laboratuvarımızın dünya standartlarında hizmet sunduğunun en önemli göstergesidir.
Bizim için en değerli paydaşlarımız hastalarımızdır. Tüm süreçlerimizi hasta memnuniyetini esas alarak planlıyor, hızlı sonuç alma, doğru bilgilendirme ve güler yüzlü hizmet anlayışımızla her zaman yanınızda olmayı önemsiyoruz.
İstanbul'un merkezi noktalarında yer alan şubelerimizle kolay ulaşılabilir hizmet sunuyoruz. Ayrıca kargo ile Türkiye'nin her yerinden numune kabul ederek, bulunduğunuz şehirden bağımsız olarak laboratuvar hizmetlerimize erişmenizi sağlıyoruz.
Bilim ve teknolojideki yenilikleri yakından takip ederek, modern cihaz ve yöntemlerle test süreçlerimizi sürekli güncelliyoruz. Bu sayede hastalarımıza en hızlı, güvenilir ve ileri teknolojiye dayalı çözümleri sunuyoruz.
Biyokimya, mikrobiyoloji, genetik ve daha pek çok alanda 1000'den fazla laboratuvar testini uyguluyoruz. Geniş test yelpazemizle hekimlerinize tanı sürecinde doğru ve kapsamlı bilgiler sağlamaktayız.
Gelişim Tıp Laboratuvarları, 1993 yılında, sağlık hizmetlerinde güvenilirlik ve kaliteyi ön planda tutarak kurulmuştur. Kurulduğumuz günden bu yana, bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek çağdaş laboratuvar hizmetlerini, hastalarımız ve hekimlerimizle buluşturuyoruz.
Alanında uzman 12 laboratuvar hekimi ve deneyimli teknik ekibimiz ile hizmet veriyoruz. Her bir test, titizlikle ve uluslararası standartlara uygun yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Böylece sizlere en güvenilir ve doğru sonuçları sunmayı amaçlıyoruz.
Uluslararası kalite kontrol programlarına düzenli olarak katılmaktayız. Sahip olduğumuz belgeler ve akreditasyonlar, laboratuvarımızın dünya standartlarında hizmet sunduğunun en önemli göstergesidir.
Bizim için en değerli paydaşlarımız hastalarımızdır. Tüm süreçlerimizi hasta memnuniyetini esas alarak planlıyor, hızlı sonuç alma, doğru bilgilendirme ve güler yüzlü hizmet anlayışımızla her zaman yanınızda olmayı önemsiyoruz.
İstanbul'un merkezi noktalarında yer alan şubelerimizle kolay ulaşılabilir hizmet sunuyoruz. Ayrıca kargo ile Türkiye'nin her yerinden numune kabul ederek, bulunduğunuz şehirden bağımsız olarak laboratuvar hizmetlerimize erişmenizi sağlıyoruz.
Bilim ve teknolojideki yenilikleri yakından takip ederek, modern cihaz ve yöntemlerle test süreçlerimizi sürekli güncelliyoruz. Bu sayede hastalarımıza en hızlı, güvenilir ve ileri teknolojiye dayalı çözümleri sunuyoruz.
Biyokimya, mikrobiyoloji, genetik ve daha pek çok alanda 1000'den fazla laboratuvar testini uyguluyoruz. Geniş test yelpazemizle hekimlerinize tanı sürecinde doğru ve kapsamlı bilgiler sağlamaktayız.
Bağdat Caddesi No:28 Kızıltoprak/Kadıköy
+90 (216) 349 51 51, Faks: (0216) 418 13 47
08:00 - 20:00
Recep Peker Caddesi No:23 A Kızıltoprak/ Kadıköy
+90 (216) 345 46 51
08:30 - 19:00
Bağdat caddesi No:357/48 Kat:4 Şaşkınbakkal
+90 (216) 385 02 89
08:30 - 19:00
Osmanağa Mah General Asım Gündüz Cad No: 8/11 Kadıköy
+90 (216) 418 00 88
08:30 - 19:00
Fahrettin Kerim Gökay Caddesi No:175 D:5 Paker Apt Göztepe
+90 (216) 566 27 75
08:30 - 19:00
Valikonağı Cad. Feza Apt. No: 141/6 Garanti Bankası Karşısı Nişantaşı
+90 (212) 231 49 67
08:30 - 19:00